a) Regular Inflection of Adjectives and Adverbs
Sıfatların karşılaştırmalı biçimini elde etmek için "-er" takısı ya da "more"sözcüğü kullanılır. Genellikle bir heceli ya da bazı iki heceli sıfatlar sonuna "-er" takısı alır.
big-bigger long-longer tidy-tidier pretty-prettier
thin-thinner short-shorter happy-happier dear-dearer
easy-easier slow-slower
quick-quicker early-earlier
Sonu -Ing, -ed ve -s ile biten sıfatlar, kısa heceli de olsa sonuna "-er" takısı alamazlar. Bu sıfatların başına "more" getirilir.
tired-more tired bored-more bored serious-more serious
tiring-more tiring boring-more boring tedious-more tedious
Bazı iki heceli sıfatlar her iki biçimde de kullanılabilir.
simple-simpler/more simple common-commoner/more commonnarrow-narrower/more narrow friendly-friendlier/more friendly
polite-politer/more polite handsome-handsomer/more handsome
polite-politer/more polite handsome-handsomer/more handsome
Çoğu iki ve daha fazla heceli sıfatlar başına "more" alır.
modest-more modest careful-more careful comfortable-more comfortable
hostile-more hostile careless-more careless beautiful-more beautiful
certain-more certain frequent-more frequent practical-more practical
content-more content intelligent-more intelligent efficient-more efficient
Bazı bileşik sıfatlar, her iki biçimde de comparative yapılabilir. Özellikle Informal English'de, sıfatın birinci sözcüğünü çekimlemek çok yaygındır.
My brother is more hardworking than I am. My brother is harder-working than I am.
I am more easy-going now than I was a few years ago. I am easier-going now than I was a few years ago.
Sonu -ly ile biten zarflar başına "more" alır.
slowly-more slowly quickly-more quickly carefully-more carefullyeasily-more easily cleverly-more cleverly comfortably-more comfortably
Sonu -ly ile bitmeyen zarflardan fast, hard ve late, sonuna -er takısı alır. Ancak often, more often biçiminde çekimlenir. Earlyise, sonu -fy ile bittiği halde earlier biçiminde çekimlenir.
fast-faster often-more often
hard-harder early-earlier
late-later
b) Karşılaştırma yapabilmek için iki öğeye ihtiyacımız vardır. İki insanı, iki nesneyi, iki yeri vs. birbiriyle karşılaştırabiliriz. Karşılaştırılan öğelerden ikincisine geçerken arada "than" kullanılır.
istanbul is bigger than Ankara.
Ayşe is more beautiful than her sister.
Your house is larger than ours, (our house)
Her hair is longer than mine, (my hair]
She is taller than me.
He is driving more carefully than you.
I find basketball more enjoyable than volleyball.
Karşılaştırmayı yaparken, her iki nesnenin de tekil ya da her ikisinin de çoğul olması gerekmez. Şu örneği inceleyelim:
istanbul is bigger than all the other cities in Turkey.
Bu örnekte, İstanbulu Türkiye'nin diğer bütün şehirleriylekarşılaştırdığımız için, yine iki taraf vardır.
Ayşe is more hardworking than all my other students.
(Ayşe diğer bütün öğrencilerimden daha çalışkandır.)
He drives more carefully than his brothers. Some people are luckier than others.
Aynı nesnenin farklı zamanlardaki durumunu da karşılaştırabiliriz.
It is warmer today than it was yesterday.
(Bugün hava dün olduğundan (dünkünden) daha sıcak.) ÖR
It was cooler yesterday than it is today. (Dün hava bugünkünden daha serindi.)
l could run longer distances when I was younger thanI can now. She works harder this year than she did last year.
Last night, they treated us more sincerely than I had expected. (Dün akşam bize, umduğumdan daha samimi davrandılar.)
I used to go to the cinema more often when I was at university than I do now. Comparative yapıyı, belirtili bir nesne için kullanıyorsak, önüne "the" gelir.
- Which of those two is your English teacher?
- The taller (of them) is my English teacher.
Of these two apples, can I take the bigger one? Aksi takdirde "the" kullanılmaz.
My English teacher is taller than yours. This apple isbigger than that one.
c) Irregular Inflection of Adjectives and Adverbs
Bazı sıfat ve zarfların çekimi, belirtilen kuralların dışındadır.
good (adj.)'/well (adv.) = better much =more
bad (adj.)/badly (adv.) = worse many =more
far = farther/further little = less
She is a better driver than I thought.
She drove the car better than I thought.
He is better at mathematics than his sister, but he isworse at physics.
He speaks English worse than anybody else in the classroom.
Good, bad ve well sözcüklerini "feel' ve "get' fiilleriyle kullanırken belli kısıtlamalar vardır. "Well" in, sağlığımıza ilişkin konuşurken"iyi" anlamında bir sıfat olduğunu görmüştük.
- How are you today/How do you feel today?
- I am well/l feel well, (not "good')
Eğer, hasta birine "İyileşinceye kadar yatmalısın." demek istiyorsak, well ya da onun comparative biçimi better kullanabiliriz, (good kullanamayız.)
You must stay in bed until you feel well/better.
Eğer hasta biri, "Bugün kendimi kötü/daha kötü hissediyorum."demek istiyorsa bunu şöyle ifade edebiliriz.
I feel worse today, (not "bad') "Feel good/bad",kişinin ruh halini ifade etmek için kullanılabilir.
I feel good, (happy, pleased, etc.)
I feel bad. (unhappy, displeased, etc.)
Get fiilinden sonra good ve bad kullanılmaz. Bunların comparative biçimi better ve worse kullanılır. "Get well" kullanımı da mümkündür.
She was very ill yesterday, but she is getting better.
Your English is getting better. (İngilizcen düzeliyor.)
The economic situation is getting worse. (Ekonomikdurum kötüleşiyor.)
I hope you'll get well soon. (Umarım yakında iyileşirsin.)
Nicelik sıfatı olarak much ve many "more" biçiminde çekimlenir. LttÜe'ın comparative biçimi "less" dir. Few düzenlidir. "Fewer"biçiminde çekimlenir.
You have little money, but I have less. (I have less money than you.)
I have few books, but you have fewer than me.
There were jfewer people at the demonstration yesterday than at the previous one.
(Dünkü gösteride öncekinden daha az kişi vardı.)
I think you have more money than all of us.
I guess more people will become unemployed in the days to come.
(Sanırım önümüzdeki günlerde daha çok insan işsiz kalacak.)
Zarf olarak much ve little'ın comparative biçimi yine more ve less'dir.
I drove the car more than you did. I used to readmore than I do now. She thinks very little, but her sister thinks less.
"More" gibi "less" de sıfat ve zarflan nitelemek için kullanılır.
This bed is less comfortable than the one I slept in last night. (Bu yatak, dün akşam yattığım yataktan daha az rahat.)
Bu cümleden çıkan sonuç "yatakların ikisi de rahat, ama bu daha az rahat'Avc. Eğer bu cümleyi "more uncomfortable" ile ifade edersek anlam biraz değişir:
This bed is more uncomfortable than the one I slept in last night. (Bu yatak, dün akşam yattığım yataktan daha rahatsız.)
Bu cümleden çıkan sonuç ise "Yatakların her ikisi de rahatsız ama bu daha rahatsıdır.Both a Mercedes and a BMW are expensive cars, but a BMW is less expensive
than a Mercedes.
My daughter is obviously less good at maths than my son.
Far iki şekilde comparative yapılır: farther ya da further. Eğer fer, "uzak" anlamında kullanılıyorsa comparative biçimi farther ya da further olabilir.
Your house is farther/further from the city centre than ours. Further'ın bir anlamı da "more" demektir. Bu anlamda farther kullanılmaz.
I'll let you know as soon as I get further Information, (more information)
OLDER AND ELDER
İki kişinin ya da iki nesnenin yaşlarını karşılaştınyorsak "older" kullanılır. "Abla, ağabey, büyük amca vs." gibi aile bireylerinden, daha büyük olanını ifade ediyorsak "elder" kullandır. "Than" kullanılan cümlelerde elder kullanılmaz; çünkü "than" karşılaştırma yapar. Özellikle American English'te, elder yerine older kullanımı çok yaygındır.
My elder sister lives in Germany. (Ablam Almanya'da oturuyor.)
Her elder brother doesn't allow her to stay out late.
(Ağabeyi, onun geç vakte kadar dışarıda kalmasına izin vermiyor.)
I have two sisters. One is older than me, and one is younger.
Are you older or younger than your brother?
Older "daha eskf anlamında da kullanılır.
Our apartment building is older than all the others in our street.
This car seems older than the one we tried out yesterday, and I'd prefer to buy the newer one.
d) İki nesneyi karşılaştırırken, bazı zarflarla karşdaştırmamn derecesini azaltabilir ya da çoğaltabiliriz. Karşdaştırmalı bir sıfat ya da zarfı niteleyebilecek zarflar şunlardır: far,much, a little, even, hardly, scarcely, almost, nearly, any, rather, (qm'te ve fairly,comparative yapılarla kullanılmaz.)
Ankara is a big city, but Istanbul is much/a lot/far bigger than Ankara. (Istanbul Ankara'dan çok daha büyük.)
This exam is a bit/a little more difficult than the previous one. (Bu sınav öncekinden biraz daha zor.)
You said her handwriting was better than yours, but it isn't any better.
(.... ama hiç de daha iyi değil.)
Last night, I went to bed rather earlier than usual.
(Dün akşam, her zamankinden oldukça erken yattım.)
e) Bir durumun sürekli değiştiğini vurgulamak için comparative adjective ya da adverb çift kullanılabilir: more and more, faster and faster, better and better, more and more expensive, etc. Örneklerde görüldüğü gibi, -er takısı alan sıfatların kendisi çift söylenir. Çok hecelilerde ise more yinelenir.
Everything is getting more and more expensive.
(Her şey gittikçe pahalılaşıyor.)
It's becoming more and more Important to know a foreign language.
(=It's becoming increasingly important to....)
(Yabancı dil bilmek gittikçe daha çok önem kazanıyor.)
More and more students are taking the university exam. (Gittikçe daha çok öğrenci üniversite sınavına giriyor.)
It's becoming harder and harder to find a job. They began to work more and more slowly.
Karşılaştırmalı yapıyı, iki durumun birbirine bağlı olarak değiştiğini ifade etmek için de kullanabiliriz
.
The harder you work, the more successful you will be. (Ne kadar çok çalışırsan o kadar başarılı olursun.)
The less you eat, the more quickly you'll lose weight. (Ne kadar az yersen o kadar çabuk kilo verirsin.)
The more you earn, the more you can spend.
(Ne kadar çok kazanırsan o kadar çok harcayabilirsin.)
The harder the job became, the less interested I was. (İş zorlaştıkça ilgim azaldı.)
The more he talked, the more annoyed I became. (O konuştukça öfkem arttı.)
Bu cümlelerdeki anlamı "as" kullanarak da verebiliriz.
As I grew older, I became more interested in music. The older I grew, the more Interested I became in music. (Büyüdükçe müziğe olan ilgim arttı.)
